14 Eylül 2020 Pazartesi

EĞİTİM ÇINARLARIYLA SÖYLEŞİ-4 / Prof. Dr. Aytaç AÇIKALIN'ın SÖYLEŞİSİNDEN NOTLAR / EJER Congress 2020

EĞİTİM ÇINARLARIYLA SÖYLEŞİ / Prof. Dr. Aytaç AÇIKALIN / EJER Congress 2020


Mevlana Celaleddin Rumi "Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez." demiştir. Ne de güzel bir sözdür ki paylaşmanın, yardımlaşmanın önemini  öz bir biçimde anlatıyor. O zaman gelin bilgi paylaştıkça çoğalır diyelim ve ne öğrendiysek meslektaşlarımızla paylaşalım. Yanlışsa doğrusunu birlikte öğrenelim, birbirimize yapıcı dönütler verelim. Galiba biz yetişkinler çocuklara "yanlış yapmaktan korkma, cesut ol" deriz hep ama kendimiz o cesareti ne kadar gösteririz orası süpheli :)

Bugün bir karar aldım. Okuduğum, izlediğim, yazdığım, çizdiğim, karaladığım her ne varsa bunların bir özetini çıkarıp blog yazısı olarak paylaşacağım. Kim bilir belki de geç kalınmış bir karar? "Better late than never" diye bir deyim var İngilizce'de. Hiç olmamaktansa varsın geç olsun! :) Amacım hem notlarımı kalıcı olarak saklayıp gerektiğinde geri dönüp bakabilmek hem de siz sevgili meslektaşlarımla notlarımı paylaşıp fikir alışverişinde bulunabilmek. Görüşlerinizi yorum olarak ya da bana özelden iletirseniz çok memnun olurum. 

Bu blog yazısında başlıktan da anlaşılacağı üzere eğitim yönetimi alanının duayenlerinden sevgili Aytaç hocamızın söyleşisinden aldığım notları paylaşıyor olacağım sizlerle.

"Yetişkin eğitimine ihtiyaç var."

"İki binli yıllardan beri seminerlerinde "Çocuğu bırak, ana babaya bak!" dediğini hatırlatarak başlıyor Aytaç hocamız konuşmasına. Yetişkin eğitimine vurgu yapıyor ve "defolu ürün" metaforunu kullanarak okulların kurtuluş yerinin çevreleri olduğuna dikkat çekiyor. Çevreye duyarlılık, doğru iletişim ve demokrasi bilinci gibi konuların duyarlı insanlar sayesinde yerleşeceğini ifade ediyor.

"Türkiye öğretmen yetiştirmede iyi bir yerdedir ancak henüz istediğimiz yere gelemedi."

İyi öğretmen yetiştirmenin iyi eğitimi garanti etmediğini vurguluyor Prof. Açıkalın hocamız. Ziya öğretmenin de kullandığı "40 başa 1 baş gerekir." diyor ve okul yönetiminin önemine dikkatleri çekiyor. Eğitim/okul yönetiminin ihmal edildiğinden bahsederek "Bir okul müdürü kadar okuldur. Türkiye eğitim sistemi okuldan düzelecektir." diyor. 

"Düşünce kalıpları / metaforlar değişiyor"

Sn. Açıkalın, insan kaynakları yönetimi ile ilgili metafor değişimini şöyle aktarıyor: 

Personel yönetimi >> İnsan kaynağının yönetimi >> Çağdaş örgütlerde insan kaynağının yönetimi >> Örgütlerde insan kaynağının gelişimi >> İnsan kıymetinin geliştirilmesi

Aytaç hoca, kendisini "çağdaş bir eğitim dinozoru" olarak tanımlıyor. Her geçen gün kendimizi yenilemek zorunda olduğumuzu, deneyimlerimizi bugüne uyarlamamız gerektiğini hatırlatıyor ve "Dünkü güneşle bugünkü çamaşırlar kurutulmaz" diyor. Deneyim saygıya değerdir, ancak dikkatle izlenmesi gerekir. Mevsimlere göre kıyafetlerimizi değiştirdiğimiz gibi, değişimleri de dikkatle izleyerek neyin değiştiğini, değişimin hangi kaynaktan geldiğini, ben bunu nasıl karşılamalı, neyi nasıl değiştirmeliyim. Değişmekten korkmamak lazım. Mümkün de değil değişmemek." sözleriyle değişimin doğasına açıklık getiriyor.

"Değişen eğitim modeli bize özgü olmalıdır."

"Eğitim sosyal ve kültürel bir olaydır. Değişmelere kendi bünyesinde cevap verebilecek eğitim sistemi yaratmak lazım. Değişimden etkilenen eğitim modeli, ülkenin genetik yapısı, tarihi, dili, dini, duygusal yapısı, yönetim biçimi, coğrafyası gibi özelliklerine uygun bir şekilde oluşturulmalıdır. Yurt dışındaki modeller incelenmeli, ancak kendimize özgü bir eğitim sistemi kurulmalı. Bunu gerçekleştirebilecek yeterli uzmanımız var." diyerek kendimize özgü, yerli ve milli bir eğitim sistemi üzerine kafa yormak gerektiğini vurguluyor. Çağdaşlaşmanın yurt dışından model getirip uygulamak olmadığını, değişimin özümüzden başladığını ifade ediyor.

"Eğitim bir devlet işidir." 

Bir ülkede okullarda ne okutulacağı kimin kaç saat okutacağına yönetme erkine sahip güç karar verir. Toplumun ekseriyetinin doğru kabul ettiği, talep ettiği her şey doğru olmayabilir. Coğrafya kaderdir. Bazı kararları illere ve okul müdürlerine bırakmak lazım." sözleriyle eğitimde okullara ve taşraya bazı konularda yetki devrinin mümkün olabileceğini güzel bir örnekle açıklıyor. Bir öğretmenin okulunun bahçesinde sosyal mesafe kurallarına uyarak, akıllı tahtayı da seyyar olarak bahçeye taşıyarak öğrencilerine ders anlattığını, bu konuda okul müdürünün inisiyatif aldığını dile getiriyor. "Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak." sözünün doğru olduğunu, uzaktan eğitimi artık sisteme dahil edeceğimizi, Telafi eğitiminin çok abartılacak bir olay olmadığını ifade ediyor kıymetli hocamız. 

"Çocukları yarına hazırlamayınız. Bugüne uyandırınız." Ziya Selçuk

Ziya öğretmenin yukarıdaki güzel sözüyle gelecek kaygısı taşımadan, yarın ne olacağını çok düşünmeden günümüz koşullarına göre eğitimin önemine dikkat çekiyor Aytaç hocamız. Okulları dışarıya açmak lazım. Çocuğu bırak, topluma bak, ana babaya bak! sözüyle bitiriyor konuşmasını.

Prof. Dr. Aytaç AÇIKALIN hocamızın söyleşisinden önemli başlıklar ve görüşleri bu şekildeydi. Lisansüstü eğitimimde birçok kaynağından yararlandığım değerli hocamıza bu ufuk açıcı konuşması için teşekkürlerimle. Bir sonraki blog yazımda görüşmek üzere.. 

Sağlıcakla Kalın, hoşçakalın!

Dr. Davut ATIŞ

>> Söyleşi Videosu İçin Tıklayınız <<

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder